Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür.
Çin Özdeyişi -

Duyurularımız....



Değerli misafirlerimiz mihrak.com mihrak dergisi'nin resmi sitesidir.




Mihrak dergisi Samsun merkezli yola çıkıp şu an Türkiye'nin dörtbir yanında temsilcisi bulunan köklü bir eserdir.




Mihrak dergisi yayın hayatına bundan sonra internet üzerinde devam edeceğini siz değerli okurlarımıza bildirmekten gurur duyar...




Sitemize üye olarak bizlere destek veren tüm dostlarımıza tüm misafirlerimize teşekkür ederiz.





Siz de bu ekibe dahil olmak isterseniz sitemizin mihrak2007@gmail.com adlı mailine isteklerinizi yazabilirsiniz.





Çalışma arkadaşlarımızdan her zaman en üst düzeyde sorumluluk bilinci ve kararlılık beklediğimizi unutmayın.




Dergimizin 3. sayısını yayına hazırlıyoruz... Sitemizin ve dergimizin geliştirilmesi için desteklerinizi bekliyoruz...






Sitemizi ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederiz...



Röportaj
Dünyanın En Zeki İnsanı ile... PDF Yazdır e-Posta
Yönetici tarafından yazıldı   
Cumartesi, 03 Ocak 2009 18:53

Dünyanın En Zeki İnsanı

Prof. Dr. Naida Camukova

* 10.10.1976 tarihinde Moskova’da doğdu. 

* 3,5 yaşında ilkokula başladı.

* 8 yaşında ilk kitabı basıldı.

* 9 yaşında lise ve Tıp kolejine başladı.

* 11 yaşında lise ve kolej öğrenimini üstün başarı ile tamamladı.

* 16 yaşında üniversiteyi bitirdi.

* 18 yaşında doktora öğrenimini tamamladı

* 25 yaşında profesör oldu.

* 300 sayfalık bir kitabı 2 saatte okuyarak, kitap hakkında her soruya yanıt verebiliyor.

* Üç binden fazla kitabı hafızasında tutabiliyor.

* IQ zeka ölçüm testlerinde Picasso (Humaniterlik) ölçüm standartlarına göre 360 üzerinden 357 puan aldı.

* Bu güne kadar 25 tane çeşitli branşlarda hazırladığı çalışmaları makale ve kitap olarak yayınlandı.

* İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Türkçe, Arapça ve Farsça olmak üzere yedi dili anadili gibi kullanmaktadır.

* Halen Dağıstan Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.

 Röportaj metni

Soru: Öncelikle zeka ölçüm testlerine göre zekanın bu kadar yüksek seviyede çıkmasını neye bağlıyorsunuz? Muhakkak Allah vergisidir; ama sonuçta bu da sebeplerle birlikte ortaya çıkar, kalıtımsal, çevresel vesaire… Bunu, bu özel durumunuzu neyle ifade ediyorsunuz?

            Öncelikle her insan gibi mevcut bir potansiyelle dünyaya geldim. Her kesin bir potansiyeli var, ben de bir potansiyele sahip olarak dünyaya geldim, asıl semeri budur. Ama bunun üzerine yapılan yüklemelerin doğru ve zamanında beni yormadan yapıldığına bağlayabilirim. Sonuçta bunların, gerek doğuştan olan özelliklerinin gerek hayat boyunca aldığım bilginin sonucunda bir tespit ortaya çıkabilir. Ha bu tespiti ben böyle aldım herkes böyle alamaz diye bir düşünce yoktur. Bir çocuğun, bir insanın gece uyurken gördüğü rüya bile ertesi günkü hayatını etkileyebiliyor, heyecanını etkileyebiliyor. Uygun zamanda belki bana en uygun olan bir zamanda belki bu IQ ölçüm yapılmıştır.

Soru: Peki bunu zekayı geliştirme için çevreye yaydığımızda diğer insanların, muhakkak ki zeka gelişen bir unsurdur, bunu yaymak istediğimizde onların uygun vaktinin geldiği nasıl tespit edeceğiz ki…

            İnsanların varlığını insan olarak kabul ettiğiniz zaman insanları çözmek ve ruh hallerini uygun olup olmadığı tespit etmek kadar basit bir şey yoktur. Biz dış görünüşüne bir şeyleri intikal ettirmeye çalıştığımızda kendimizin de onlar gibi bir insan olduğunu anlarsak onlara bir şey ifade edebiliriz. Benzeyen bir şeyden benzeyen bir şey alıp koyabiliriz. Benzeyen topraklarda buğday olur. Benzemeyen kumu alıp da buğday ektiğimiz zaman buğday çıkmaz. Doğru koymamız gerekir.

Soru: Hocam yanılmıyorsam müslümansınız. Peki hocam Moskava gibi bir şehirde islam’la kuranla tanışmanız ve de o baskı yönetimi döneminde onu yaşamanız nasıl oldu? 

            Benim ailem Müslüman bir aileydi, Dağıstanlı. Ve ben Müslüman bir ailede doğdum, sonradan Müslüman olma gibi bir olayım olmadı. Ailem yeteri kadar, dini yaşayabildiği oranda yaşatan bir aileydi. Örneğin; bir bayram arefesinde, dini bayramların bir arefesinde mezarlığa gidilmediğini gerçekten Türkiye’de öğrendim, yani gidilmeyebildiğini. Gidilmese olduğunu Türkiye’de öğrendim. Babam Plevne’de çalışıyordu. Akşam uçağıyla Dağıstan’a 2 saat, 200 km uçakla gidip oradan 100 km köye gidip mezarlıkta duasını okuyup ertesi gün sabah uçağıyla Plavne’de işe gidiyordu, arafe günü. Ve bu kadar da mecbur görüyordu ve yapmazsa, olmazsa olmazlardandı bu. Böyle, bu kabul edilen bir ailedeydi ve tabi bunu dışarıda yansıtıp açıklayamazdım aile içinde bunları yaşamaya da engel olan herhangi bir şey yoktu. İsteyen her şeyi yapabilirdi.

Soru: Peki hocam siz ahlak eğitimini 0-6 yaş arasında yapılırsa daha sağlıklı olur demiştiniz. Ve bu konuda din ve ahlak eğitimi bağlamında bunun, özellikle ülkemizi düşünürsek 7 yaşına kadar eğitim başlamıyor normal eğitim.. 5 yaşında anaokulu vesaire başlıyor. Bazı yerlerde din eğitimi de, özellikle ülkemiz açısından söylüyorum, 12 yaşından sonrasında atılmış durumda. Böyle bir şekilde geçmişle ilerinin bağlantısını kurmak açısından din eğitimini, diğer ülkelerde nasıl olduğu konusunda pek fazla bilgim yok. Nasıl bir şekilde vermeliyiz ki sağlam bireyler yetişsin. Gereken eğitimi sağlansın…

            Neyin ne olduğunu iyi bilmemiz lazım öncelikle. Neyin ne olduğunu… Ne yazık ki, bunu üzülerek söylüyorum ülkeniz adına, benim adıma söylemiyorum. Şuan ülkeniz adına söylüyorum. Bırakın siyasetiniz, sorgulamanız bile yapılamayacak kadar kutsal olan şeylerin ticaretini yapıyorsunuz. (Evet maalesef). Bu yapılınca din eğitimini vermenizden vermemeniz daha faydalıdır bu yapıldığı müddetçe. Çünkü ticaret destek oluyor burada. Dini, din dediğimiz zaman başörtüyü anlayacak kadar seviyeyi düşürmüşsünüz. Örtünmeyi, nefsi örtmek değil saçı örtmek seviyesine kadar indirmişsiniz ne yazık ki. Kimilerinin, birilerinin emellerine hizmet ederek bunu yapıp kendinizi zayıflatmak ve mevcut olan son dine sahipsizliktir. Bu dinimizi, inancımızı zayıflatmak diye bir hakkımız yoktur.

Soru: Peki hocam daha çok eserlerinizle değil de zekanızla ön planda duruyorsunuz. Yazdığınız eserleri Türkçe olanı ya da Türkçeye çevrilmiş hali mevcut mu? Araştırma yaptığımızda…

            Çeviri, burada vermem gereken bir örnek olmayabilir ama çeviri bir kadın gibidir derler. Güzele sadık olmak kadar güzel olmak. Ben çevirilere karşıyım. Burada çalışmam olacak onu Türkçe yazıp yayınlayacağım…

  Çok teşekkür ederiz…