|
Sabah akşam televizyonda haberlere, gazetelere bakarak isyan ediyor, bazen kendimize bazen de başkalarına kızıyor, köpürüyoruz. Birilerinin kuklası olmaktan, kendi kendimizi yönetemememizden, iç işlerimize dahi karışılmasından yakınıyoruz. Evet her şeyimize, yediğimize, içtiğimize, giydiğimize bile karışıyorlar utanmadan, sıkılmadan…. Bu kızdıklarımızın önüne pekâlâ geçebiliriz. Fakat bu hemencecik olabilecek bir şey değil. Çünkü bu duruma gelmemiz biranda olmadı, tarihimize baktığımızda çok net görürüz. Fransa Kralına emir verirken zamanla onlara sormadan adım atmaz bir duruma geldik. Ve şimdiki durumumuz da malum, ortada… Sistemli ve planlı hareket ettiğimizde birilerinin kuklası olmaktan çıkar kendi ayaklarımız üzerinde durabiliriz. Bunun en önemli ayağı da eğitimdir. Ancak eğitime gerekli değeri verip yapılması gerekenleri sistemli bir şekilde yerine getirirsek bu hor görülmeden, ezilmişlikten kurtulabiliriz. Kendi kararlarımızı kendimiz alır, soysa-kültürel yapımıza uygun bir şekilde yerine getiririz. Eğitim düzeyimizi, bilgimizi, kültürümüzü de artırabilmek için durmadan, sıkılmadan okumalı, okuduklarımızı hayata geçirmeliyiz. Yaratanımız daha ilk inen ayetlerde bunu bize tavsiye ediyor hatta emrediyor. Sadece ilk inen ayetlerde de kalmayıp daha sonraki birçok ayette okuyup düşünmemiz gerektiğini bizlere bildiriyor.
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olu mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler.” (Zümer, 9) “Müminlerin hepsinin topyekûn sefere/savaşa çıkmaları uygun değildir. Öyleyse her topluluktan büyük kısmı savaşa çıkarken, bir grup da din hususunda sağlam bilgi sahibi olmak, dinî hükümleri öğrenmek için çalışmalı ve savaşa çıkanlar geri döndüklerinde kötülüklerden sakınmaları ümidiyle (onlara bu bilgilerini aktararak) onları uyarmalıdır” (Tevbe, 122) mealindeki ayette, ilim öğrenmek cihad gibi bir farz olarak öngörülmektedir. İlim öğrenmeye İslam’ın verdiği değer bu kadar açık ortadadır. Ve ilim öğrenme konusunda kadın erkek ayrımı da yapılmıyor; “İlim öğrenmek, kadın-erkek her Müslüman’ın üzerine farzdır” hadisiyle de peygamberimiz bunu bizlere bildiriyor. Yine “İlim Çin’de de olsa talep edin, öğrenin.” “Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeye çalışınız.” “İlim, benim ve diğer peygamberlerin mirasıdır. Kim de bana mirasçı olursa, cennette benimle beraber olur.” “Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadetten daha sevaptır.” “Ya alim, ya öğrenci, ya dinleyici veya bunları seven olun. Yoksa helak olursunuz.” gibi hadisler bize okumanın, öğrenmenin ne kadar gerekli ve farz olduğunu bildiriyor. Dinimizin bu emirlerinden sonra sorgulamak gerekir, acaba Müslümanlar olarak ilme verilen bu değerin ne kadar farkındayız, ne kadar okuyor, okuduklarımızı düşünüyoruz? Hala köylerimizde kendilerini dindar tanımlayıp, namazlarını kılan Kuran-ı Kerimini okuyanlar, kızlarını okutma konusunda ne kadar duyarlılar? Devlet, kızları okula göndermediğinde ceza kesmese ne kadarı çocuklarını okula gönderecek? Dini bir konu sorduğunuzda hepsi başınıza hoca kesilirken, Kuran-ı Kerimin mealini okuyup anlama konusunda soru sorduğunuzda ne cevap veriyorlar? Bir şeyler öğrenme, ilmini artırma konusunda ne kadar hassasiyet gösteriliyor?... İşte bence, Müslümanların günümüzdeki sefaletlerinin, ezilmişliklerinin, geri kalmışlıklarının en büyük sorunu ilim yolunda çaba sarf etmeyip, başkalarının eline bakmalarıdır. İlmin önemini kavrayamadan, ilim yolunda adımlar atmadan bu durumdan kurtulmamızın imkanı yoktur. İnşallah bu konuya haftaya devam edeceğiz, Milli Eğitim’in uygulamış olduğu saçmalıklardan örnekler vererek… |
Yorumlar