Aynanın dostluğu elli yaşına kadardır, ondan sonra hep aleyhinize çalışır.
R.Necdet Evrimer -

Duyurularımız....



Değerli misafirlerimiz mihrak.com mihrak dergisi'nin resmi sitesidir.




Mihrak dergisi Samsun merkezli yola çıkıp şu an Türkiye'nin dörtbir yanında temsilcisi bulunan köklü bir eserdir.




Mihrak dergisi yayın hayatına bundan sonra internet üzerinde devam edeceğini siz değerli okurlarımıza bildirmekten gurur duyar...




Sitemize üye olarak bizlere destek veren tüm dostlarımıza tüm misafirlerimize teşekkür ederiz.





Siz de bu ekibe dahil olmak isterseniz sitemizin mihrak2007@gmail.com adlı mailine isteklerinizi yazabilirsiniz.





Çalışma arkadaşlarımızdan her zaman en üst düzeyde sorumluluk bilinci ve kararlılık beklediğimizi unutmayın.




Dergimizin 3. sayısını yayına hazırlıyoruz... Sitemizin ve dergimizin geliştirilmesi için desteklerinizi bekliyoruz...






Sitemizi ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederiz...



Esma'ül-Hüsnâ ve Allah İsmi

Merhaba değerli dostlar

Bir önceki yazımızda ifade ettiğimiz üzere Allâhü Teâlâ’nın bilinen adıyla Esmâ-i Hüsnâ’sını (en güzel isimlerini) dilimizin döndüğünce, aklımızın erdiğince ifade etmeye çalışacağız.

Necip Fazıl, konumuzla ilgili şöyle beyanda bulunur. “Esmâü’l-Hüsnâ’nın gizemli ve hikmet dolu dünyasına girip iki cihan saadetinin hayat iksirinden yudumlamak ve kana kana içmek isteyenin, bu güzel isimleri mantık hesabına göre yorumlaması doğru değil (!...) Zevk ve sır idrakiyle tatması gerekir.”

Üstadın da ifade ettiği gibi Allah’ın (cc) güzel isimleri dil veya yazı ile ne kadar ifade edilmeye çalışılırsa çalışılsın o isimlerin sırrını, mantıken tam anlamıyla anlamak, o tadı hissetmek mümkün olmayacaktır. Ancak anlamsal olarak da olsa en az bir kişinin o sırra ulaşmasına, o tadı tatmasına merdiven tutabilirsek bahtiyar olacağız.

Çünkü Hz. Muhammed (sav) bir hadislerinde; "Allahu Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. O isimleri kim ihsa ederse (ezberler, zikreder, manasını anlar ve şuûruna ererse) cennete gider" buyurmuştur. (Buhârî, Daavât, 68).

 Biz de halisane bir kalp ile Allah’ın güzel isimlerini tanımaya ve tanıtmaya doğru adım atıyoruz. Rabbim kainattaki tüm varlıkları terbiye ettiği gibi bizleri de çıkacağımız yolda terbiye ederek hakikatin bilgisine ulaştırır inşallah…

Şimdi de Allah’ın (cc) isimlerinden Kur’an-ı Kerim’de nasıl bahsedildiğine bir göz atalım.

A’râf Sûresinin 180 . Ayetinde  En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. 

Yûsuf  Sûresinin 40 . Ayetinde  “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz …” 

İsrâ Sûresinin 110 . Ayetinde  De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.

Haşr Sûresinin 24 . Ayetinde  O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 

Kur’an en güzel isimlerin Allahü Teâlâ’ya ait olduğunu, O’na birtakım uydurukça isimlerle hitap etmenin yanlış olduğunu, O’nun bildirdiği isimlerinden hangisiyle çağırırsak çağıralım Allah’ı ifade ettiğini ve hepsinin en güzel isimler olduğunu bize ifade ediyor.

Gerek Kuran-ı Kerim’in içerisinde 2697 defa Allah isminin tekrarlanmış olması gerekse yukarıda verilen ayetlerden Haşr Sûresinin 24. Ayeti bizlere bir ipucu sunmaktadır. Bu ipucu da anlaşıldığı üzere şudur: Rahman, Rahim, Rab, Hâlık, … isimlerine sahip olan tek Allah’tır. Yani Allah ismi diğer tüm isimlerinin kapsayıcısıdır.

Bir örnekle ifade edecek olursak Güneş ışığı yedi renkten meydana gelmiş. Baktığımızda ise tek renk halinde görünür. Ama evrende adını dahi bir çırpıda söyleyemeyeceğimiz renk cümbüşüne dönüşür.

Allah lafzı celili de birdir, bütün isimleri bünyesinde barındırır. Bu nedenledir ki İslam alimleri “Allah” ismini “İsm-i Âzâm” olarak isimlendirmişlerdir.  

Hadis-i Şeriflerde ifade edilen ve adeta Allah’ın yeryüzündeki varlıklara hükmetme, idare etme, yönetme sıfatlarını içine alan Esma-i Hüsnâ’yı Allah ismi ile ele almaya başladık.

Hak Teâlâ'nın zatına mahsus bir özel isim olan "Allah" lâfz-ı şerifi O’ndan başka bir varlık hakkında kullanılmamıştır. Kullanılması caiz değildir. Bu ismin Arapçadaki ifadesiyle tesniyesi (ikil siğası) ve çoğulu da yoktur. Bir başka dile tercüme edilemez, hiçbir kelime onun yerini tutamaz.

Dilimizdeki “Tanrı” ve “İlah” kelimeleri her ne kadar kasıt olarak Allah’ı, Yaratıcıyı, Nizam vericiyi kastediyorsa da “Allah” lafzının yerini ve anlamını karşılayamaz. O’ndan bahsederken Allah (cc) ismiyle veya Kur’an’da ve hadislerde ifade edilen isimleriyle bahsetmek en doğrusudur.  

Geçenlerde ilginç bir haber vardı ajanslarda…

Arap dili ve edebiyatı üzerine araştırma yapan “Helen” isimli İspanyol asıllı Hıristiyan bir öğrenci Allah (cc) lafzı üzerine yaptığı bir araştırmada Allah lafzının harfleri ne kadar eksilirse eksilsin ismin herhangi bir değişikliğe uğramadan olduğu gibi kaldığını tespit etmiştir. Hangi harfi eksiltilirse eksiltilsin yine Allah'ı ifade etmektedir. Kur'an-ı Kerim'de de bu gerçek ayetlerde kullanılarak gösterilmiştir.  

Helen şöyle diyordu; Arapça’da okuduğum en güzel isim ‘Allah’ lafzıdır! Sadece O’nun isminin insan diliyle söylenmesinde eşsiz bir nağme var. Çünkü isminin harflerinin oluşumu diğer isimlerin hepsinden farklı. Allah lafzı noktalı harflerden oluşmadığı için söylenişi dudaklardan değil karından gelerek tüm bedene titreşim yaymaktadır.

Helen’in ifade ettiği bu gerçeklik bize tasavvuf ehlinden Süleyman Çelebi’nin Mevlid’inin Allah adın bahrinde geçen şu sözleri hatırlatmaktadır.

Bir kez Allâh dese şevkile lisan/ Bir kez Allah dese aşk ile dil

Dökülür cümle günah misli hazan/Bütün günahları dökülür Son bahar yaprakları gibi

İsm-i pâkin pâk olur zikreyleyen/Temiz ismini anan temizlenir

Her murada erişir Allâh diyen /Her dileğe kavuşur Allah diyen

Yunus Emre de “Şol cennetin ırmakları” olarak bilinen ilahisinde ırmakların Allah diyerek aktığını, bülbüllerin Allah diyerek öttüklerini ifade ediyor. 

İsrâ Sûresi 44. Ayette Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tesbih ederler. Her şey O’nu hamd ile tesbih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız.”

Bu konuyla ilgili de ilginç bir araştırma yapılmıştı. Prof. Dr. Galin Biserof Asenof “Her şey O’nu hamd ile tesbih eder” ayetiyle karşılaştıktan sonra Bakara suresi 26. Ayette insanlara örnek olarak verilen sivrisineği incelemeye başlar. Sivrisineğin kanat sesini önce lazerli bir mikrofon yardımı ile kaydeder. Sonra onu insan kulağının algılayabileceği seviyeye indirir ve karşılaştığı gerçek kendisini hayrete düşürür. Çünkü Sivrisinek bile insanın algılayabileceği seviyede "Allah" diyerek zikretmektedir. 

Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere kainatta var olan, varlığından haberdar olduğumuz ya da olmadığımız her şey Allah’ı zikretmektedir.

Kainattaki bütün varlıklar Allah’ı zikrederken yaratılmışların en şereflisi olarak akılla donatılan insanın da Allah’ı zikretme hususunda diğer yaratıklardan geri kalmaması gerekmektedir.

Bütün bunların yanında Allah’ı zikretmenin, O’nu anmanın insan hayatına tesiri de önemlidir. Her türlü istek ve duaların kabul olmasına vesiledir. Dualarının kabul olmasını isteyen insanların temel vazifelerini yaptıktan sonra yapmaları gereken en önemli hususlardan birisidir Allah’ı zikretmektir.

Rabbim tüm insanlığı can-ı gönülden kendisini zikreden kullarından eylesin…

Amin!

Sağlıcakla kalın, Sevdiklerinize iyi bakın

Saygı ve Selamlarımla…

Beğendim (51)
PDF Yazdır e-Posta
İshak Aşar tarafından yazıldı   
Salı, 16 Şubat 2010 09:12
 

Yorum ekle

Lütfen küfür içeren sözcük ve aşağılamadan uzak durun.


Güvenlik kodu
Yenile