|
Zihniyeti plastik, güzelliği plastik, duyguları plastik… Her şeyi sonradan yapılmış. Yaratılışın inceliğinden zarafetinden uzak… Ahlakın yoksunluğu içinde… Yaratılıştan gelen değerlerin yerine başka başka şeyler koymuş. Bahsettiğim bir resim çalışması. Bir tesettürlü hanımefendi ve örümcek ağı… Aynı tabloda ortaya konulmuş. Öyle ya kendince sanatsal bir ürün… Ressam hanımefendiye de mail attım. Üzüntülerimi de dile getirdim ancak resimle ilgili bir üzüntü değil yanlış anlamayın. Yani sen nasıl böyle bir şey yaparsın demedim. Ben kendi bakış açımla baktım, çarşaflı bayan örümcek ağlarını bozacak diye düşündüm. 90 yıldır olan zulümler, çok korktukları dindarlar tarafından silinip atılacak hem de en olgun en kalıcı şekliyle. Güzel bir yol ile. Bunu anlattım sistem çiçeğine… Resmi çizen hanımefendi ve onun zihindaşları meşhur olmanın yollarını deniyorlar ki ne yapsınlar yaşam kalitesini yükseltmek için bir şeyler yapmak gerek. Kimisi soyunur, kimisi de bilim! ve sanat! ile çalışırlar. Haklılar kendilerince ama geç kalmışlar bu hayata gelmek için. Yaptıkları on yıl önce iyi prim yapıyordu fakat şimdi bu gecikmişliğe ne çare. On yıl öncesine kadar namaz kılan çocukları yakalayan muhabir en iyi muhabirdi, şu kadına haddini bildirin diyen siyasetçi en iyi siyasetçiydi. Artık devir değişti. İyi ve kötüleri artık halk belirlemeye başladı. Ancak yine de eskinin artıkları var ve onların temizlenmesi de baya bir zaman alacak. Olsun biz de çalışırız. Onlar için temel kural şudur; saldır ve yüksel, kendilerinin yükselecek durumları olmadığı için başkalarını alçaltmaya çalışıyorlar. Neyse ki bizim yarışımız inşallah güzelliktedir, takvadadır, memlekete ve millete hizmettedir. Tüm inançlarıyla, tüm ırklarıyla, tüm makam ve mevkisiyle, dağdaki çobanıyla ve profesörüyle bütün insanları kucaklama yarışıdır. Tesettürlüye de tesettürsüz olana da saygı gösteriyoruz. Allah’ın buyurduğu gibi tüm sözleri dinleyip sadece güzel olanına tabi olmaya çalışıyoruz. Ancak sessiz mi kalmalıyız saygısızlıklara, hayır, en azından bizim uyumadığımızı bilsinler istiyoruz. Yoksa bizim de kalemimiz, boyamız, kâğıdımız var ve biz de istersek dindar olmayanları en güzel(!) şekilde tasvir edebiliriz. Ancak bu bizim işimiz değil, biz yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz. Ve muhakkak inanıyoruz ki bugün olduğu gibi yarın da olacak, katliam yapan zihniyet kendi kendini ayıplamak zorunda kaldığı gibi resimlerle şiirlerle, filmlerle İslam’a hakaret edenler bir gün bu yaptıkları acı gerçekle yüzleşecekler ve kendilerini hesaba çekecekler. Ümidimiz o güne... Emrah Kaya
|