|
Niyetim kesinlikle ortalığı karıştırmaya çalışmak veya birilerine laf atmak değil. Ayrıca 29 Ekim de geçti nerden çıktı bu cumhuriyet muhabbeti de demeyin. Sadece az önce okuduğum bir haberin yorumundan esinlendim bu yazıyı yazarken. Yorumcu soruyor: “Bu savcıların asıl görevi cumhuriyeti korumak değil mi?” zihniyeti köreltilmiş bir toplumdan zuhur edebilecek bizce anlamsız onlarca geç kalınmış ve gerekli bir soru. Askerin görevi ne, cumhuriyeti korumak ya polis, onun görevi de cumhuriyeti korumak ya öğretmen çocuklara cumhuriyeti en güzel şekilde anlatmak, imam cumhuriyete aykırı! Olmamak, üniversiteler cumhuriyetçi gençler yetiştirmek, belediyeler cumhuriyet şölenleri düzenlemek vs. Bu nedir Allah aşkına, bu cumhuriyet neden bu kadar savunulmak zorunda? Neden asker, polis, hakim, savcı, öğretmen, imam, bilim insanları, her şey ve herkes bu cumhuriyeti korumanın telaşına sevk ediliyor? İki neden geliyor aklıma; birincisi cumhuriyet çok kötü bir sistem ve bütün insanların çabası bu kötü rejimden kurtulmak ve yerine kendilerinin söz hakkının dahi olmadığı tek elden bir yönetim olan diktatörlüğü getirmek ki bu neden hiç bir aklıselim tarafından kabul görmez. O halde geriye ikinci bir neden kalıyor ki o da bugüne kadar cumhuriyet savunucularının daima bu ülkede cumhuriyet adına zulmetmesi, sistemi koruyoruz diyerek insanların hakkına tecavüz edilmesi, düşüncenin önüne setler çekmesi, kitapları yasaklaması, ibadetlere saygı göstermemesidir. Bunların hiç birinin cumhuriyetle aslında alakası yok. Şöyle ki, cumhuriyet kendisini zaten savunmak zorunda değil ayrıca zorunda olduğunu farz etsek bile bu yasaklarla savunacak değil. Sözde cumhuriyet savunucuları kendilerine sistem koruma görevi biçerek bundan nemalanmak istiyorlar ve bunun için de yapay bir anti-cumhuriyetçi kesim oluşturmaya çalışıyorlar. Hâlbuki bu sistemin temeli bu sisteme düşmanmış gibi lanse edilen kesimdir. Şahsen sormadan duramıyorum savcının ne işi var cumhuriyetle, ülkemizde araştırılmayı bekleyen bunca faili meçhul varken, çaldıkları paralar ceplerine dahi sığmayan hırsızlar-patronlar varken. Veya neden o kadar güvenlik sorunlarımız varken polisin, askerin işi cumhuriyeti korumak olsun ki. Altı aydır ABD’deyim ve daha bir tane çelik kapı görmedim, insanlar arabalarını bile kilitlemeden saatlerce bırakabiliyorlar ve biz bu güzellikleri ülkemize taşıyamadan acaba öğretmenlerimiz cumhuriyeti anlatmakla mı görevli olmalı veya güvenlik güçlerimiz, medyamız anti-cumhuriyetçi avına mı çıkmalı. Bilmiyorum ve soruyorum: “Cumhuriyet mi halk için, halk mı cumhuriyet için veya devlet için millet mi millet için devlet mi? Yine emin değilim, kafası karışmış bir nesilden olduğum için, ama gördüğüm kadarıyla biz hala hakkın peşinde olan bir halk olamamışız ve hala Orta Asya devlet zihniyetiyle yaşamaktayız. Vatanın kutsal görülmesi gereken yerde devleti kutsal kabul ediyoruz, sistemleri halka hizmet ettirmemiz gerekirken halkı sistemlere ezdiriyoruz. Maalesef bunların hepsini devlet için yapıyoruz. Asil olduğunu unutup kendini küçük görerek, biz bilemeyiz böyükler bilir diyen, vekilin asile saygı göstermediği, milletin kendi vekiline bel bağladığı, kendisini korusun diye görevlendirdiği askerinin kendisine zulmettiği bir toplumda, devletin sistem çarklarında ezilip yok olduğu insanlarız. Kendi zihnine hakikati anlatamayan insanlar milleti için vatanı için hiçbir şey yapamazlar. Önce kendimizi sonra sorumlu olduğumuz insanları eğiterek, bayrağın, vatanın ve devletin bizimle değerli olabileceğini öğreterek-anlatarak yeni ve daha güzel bir Türkiye oluşturmak gayretiyle yaşayalım. Saygılarımla…
|