|
Dünyada neler oluyor? Birileri durmadan çalışıyor, kuruyor, planlıyor… diğerleri de bunları bilerek veya bilmeyerek, çoğu zamanda bilmeyerek, kendilerine biçilen rolleri oynuyor. Buna sebep olarak çok neden sayabiliriz. Fakat bunların içinde en önemlisi bence bilgisizlik ve çalışmamak, yani tembellik. Hele de son devirlerde o kadar tembel olduk ki çalışmak dendiğinde öcü görmüş gibi kaçıyoruz. Bu en tepedeki insandan en alttakine kadar böyle. Öğretmenlerin içinde bulunduğumuz ve öğretmen olduğum için onları daha fazla gözlemleme imkanım oluyor. Bakıyorum öğretmenlere, ben de dahil, ne yapıyorlar diye. Ve üzülerek görüyoruz ki çoğu zamanını boş boş geçiriyor; ya bilgisayar başında ya masada oyun oynayarak ya da televizyon karşısında kanallar arasında koşuşturarak. Televizyondaki dizi ve ne kadar televizyonda fuzuli program varsa sana anlatsınlar… Evet bu acı ama gerçek bir durum. Düşünün toplumun en dinamik en çalışkan en fazla okuyup üreten kesimi olması gereken öğretmenler böyleyse diğerlerinin çok da tembelliğine şaşmamak gerek herhalde…
Okumayan, kendini geliştirmek için çaba sarf etmeyen öğretmenin, öğrencisine çok da vereceği bir şey olmaz. Bir şeyler öğretse de kalıcı olmaz, kendisi yapmıyor ki çocuk öğretmeninde bunu görsün. Sadece sözlü olarak işitiyor, görme yok. Toplum olarak yaptığımız en güzel şey, sizinde tahmin edeceğiniz gibi, aslını astarını tam olarak bilmeden, anlamadan oturduğumuz yerden eleştirmek. Çıkıp birilerine niye öyle yapıyorsun diye kızmak, icabında da küfretmek… Ne etkisi olur bunun Allah aşkına? Nasıl etkisi olabilir; sen hareket etmezsen, çalışmazsan başkası gelip senin adına bir şeyler ortaya koymaz. Ağlamayan çocuğa emzik verilmez derler ya, aynen öyle bir durum bu. Sen çalışıp çabalayacaksın ki bir şeyler elde edebilesin; ülkeni, vatanını kalkındıra bilesin, ayakta tutabilesin. Yoksa birileri gelir seni avucunun içinde oynatır. Ses çıkarsan da kuru gürültüden öteye geçemez. Öldüğün yerde çırpınır durursun, o ise kendi bildiğini okur yoluna devam eder. İş işten geçtikten sonra da arkasından bakadurursun, artık yapacak bir şey yoktur her şeye yeniden başlaman gerekir… Bunun bir başka boyutu daha var; eğer topyekun çalışmazsak içimizde çalışanları da yer bitirirler, elimizden yapacak hiç bir şey gelmez. Bu gibi kaliteli elemanları kaybetmemek, başkalarına muhtaç olmamak, başkalarının oyuncağı, kuklası olmamak için sadece bir grubun, zümrenin değil hep beraber çalışmamız gerekiyor. Doğru, inandığı yolda kararlı bir şekilde biz çalıştıktan sonra önümüzde Allah’ın izniyle durabilecek hiçbir kuvvet yoktur. Biz öğretmenler olarak bilginin peşinde daha bir istekle koşacağız ki bizden sonraki nesil bizi örnek alsın, çıtayı yükseltmek için daha fazla çalışsın. Sadece derse girip çıkmak olmamalı işimiz. Okulun dışındaki o geniş zamanı en iyi şekilde değerlendirip daha yüksek standartlardaki bir hayat için çalışmalıyız. Hedefimizi koyarak ilerleyelim ki önümüz aydınlık, yarınlarımız güneşli olsun. Ancak bu şekilde bayrağı gönül rahatlığıyla teslim edebilecek nesiller yetiştirebiliriz. Çağ eğitim çağı olduğundan en büyük görev biz eğitimcilere düşüyor. Bunun farkına vararak azimle çalışmamız gerekiyor. |