Bu akşam evde bir misafirimiz vardı. Karşı komşumuzun küçük kızı Ceren bizdeydi. Bize gelmesinin garip bir nedeni vardı. Bu akşam yemeğinde ailesiyle birlikte yemek yemesi yasaklanmış. Çünkü küçük Ceren, dün akşam sofrada yemekler konusunda bir yorum yapmış. Söylediği söz kendinden büyük… Annesinin saatlerce emek vererek hazırladığı yaprak sarmasına “Bu ne yaa…Bunlar kafam kadar!.." diye konuşmaya başlayınca Ceren’in babası çorbasını içip sofradan kalkmasını istemiş. Ceren bu yüzden akşam yemeğinde bizimle birlikteydi. Ama pek bir şey yiyemedi. Yemek boyunca somurttu. Onun bu durumuna üzüldüm. Annesine espri yapmış olamaz mı? Canım Arkadaşım, Önceden bizim sofralarımızın bir anlamı vardı. En güzel sohbetler sofrada yapılırdı. Birbirimizi daha çok severdik sofrada. Daha çok konuşurduk. Birbirimizin üzüntüsünü, mutluluğunu bilirdik. Çok güzel vakit geçirirdik. Hepimiz yemeklere bayılırdık. Sonra da ellerine sağlık anneciğim, diyerek kalkardık sofradan. Annemize gücümüzün yettiğince yardım ederdik. Tuzluğu mutfağa taşırdık, kaşıkları toplardık... Herkes mutlaka birbirine yardım ederdi. Şimdi sen soframızda bunu görebiliyor musun? Sofradayken en çok kim konuşuyor? Tabi ki televizyon! Bizler konuşamıyoruz. Bir an önce yemeğimizi bitirip odalarımıza çekilmek istiyoruz. Not: Diyanet Çocuk Dergisi Şubat:2009 sayısından alıntı yapılmıştır.
|
|